Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt - Sakarya Medyası Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt
Sakarya Medyası

Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt

Tevhidin merkezi Ehl-i Beyt

Tevhid'in merkezi Ehl-i Beyt'tir

Pazartesi gününden beri Ehl-i Beyt’in fertlerini kaleme alıyoruz. Hz. Fatıma annemizi, İmam Ali’yi, İmam Hasan ve İmam Hüseyin’i anlatıyoruz.

Hakim, Mecmaü’l-Beyan’ında şu hadisi nakleder:

“Peygamber şöyle buyurdu: ‘Allah peygamberleri muhtelif şecerelerden yaratmıştır. Ama Beni ve Ali’yi bir şecere ve ağaçtan yaratmıştır. Ben o ağacın kökleri mesabesindeyim. Ali ise o ağacın gövdesi. Fatıma ise o ağacın meyve vermesine bir vesiledir. Hasan ve Hüseyin bu ağacın meyveleridir. Bize tabi olanlar da bu ağacın yapraklarıdır. Birisi tam 3 bin yıl Allah’a ibadet etse dahi bizim ailemizi sevmediği sürece Allah onu yüzü üstü ateşe atacaktır.’”

Hz. Peygamber ondan sonra Meveddet Ayetini tilavet buyurdu. Yani, “De ki: Ben bu (peygamberliğimi tebliğime) karşılık sizden yakınlarıma sevgiden başka hiç bir ücret istemiyorum.” (Şura 23)

Sünni hadisçi İmam Müslim’in Sahih adlı eserinde, “Mübahale Ayeti nazil olunca Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’i çağırdı ve ‘Allah’ım bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir’ diye buyurdular” şeklindeki hadis rivayet edilir.

Bazıları Peygamberin hanımlarını veya Haşimoğullarını da Ehl-i Beyt’in içinde kabul etmeye çalışsa da hadislere ve ayetlere göre Ehl-i Beyt beş kişi ile sınırlıdır.

Cenab-ı Hakk’ın (cc) sevilmesini ayetle farz kıldığı Ehl-i Beyt, kuralları Kur’an-ı Kerim’in iki kapağı arasında emredilmiş İslam dininin yaşayan canlı numuneleridir.

Onlar, İslam terbiyesiyle yoğrulmuş güzel ahlakın, adaletin, cömertliğin, muhabbetin, Allah rızası istikametinde yaşamanın, nezaketin ve nezafetin örnekleridir.

Sünni dünya peygamberimizin Veda Haccı’nda buyurduğu, “Size iki emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın kitabı Kur’an ve diğeri Ehl-i Beyt’imdir. Bunlara sarıldığınız sürece hidayettesiniz” beyanından Ehl-i Beyt’i çıkararak sünnetim ifadesini koymuştur.

Oysa sünnet, Ehl-i Beyt’tir.

Her mezhep ve meşrebin merkezi Ehl-i Beyt’tir.

Ehl-i Beyt, Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk’ın (cc) doğru, temiz ve sevilmesini şart buyurduğu Peygamber ailesidir.

Sahabe-i Kiram, “Allah ve melekleri Peygambere salat etmektedirler. Ey inananlar! Siz de O’na salat edin, içtenlikle selam edin!” (Ahzab 56) ayetiyle ilgili olarak Resulullah’a ‘sana nasıl salât edelim?’ diye sorduğunda şöyle buyurdu: “Şu şekilde deyin: Allah’ım, İbrahim’e ve Al-i İbrahim’e bereket verdiğin gibi Muhammed ve Al-i Muhammed’e de bereket ver. Doğrusu Sen övülen ve ulusun.”

Kur’an-ı Kerim’de Ehl-i Beyt ile ilgili ayetler pek çoktur:

-“Topluca Allah’ın ipine yapışın” (Al-i İmran 103) ayetiyle ilgili olarak İmam Cafer Sadık, ”Allah’ın ipi biziz” buyurmaktadır.

-“Ey inananlar! Allah’tan korkun, doğrularla beraber olun.” (Tevbe 119) Bu ayet hakkında İmam Muhammed Bakır şöyle diyor: “Yani Al-i Muhammed ile birlikte olun.”

-“Bilmiyorsanız zikir ehline sorun” (Nahl 43) ayeti için İmam Muhammed Bakır, “Bu ayet nazil olduğunda, İmam Ali, “Zikir ehli, biziz; Yüce Allah kitabında bizi kast etmiştir” buyurmuştur.

-“Sen ancak bir uyarıcısın, her toplumun ise bir yol göstericisi vardır” (Rad 7). İmam Muhammed Bakır bu ayet hakkında şöyle diyor: “Uyarıcı Resulullah’tır. Bizden her zaman insanları Allah’ın Peygamberinin getirdiği şeylere hidayet eden bir yol gösterici vardır. Resulullah’tan sonra yol gösterici Ali’dir ve O’nun ardından birbirinden sonra gelen vasilerdir.”

Ehl-i Beyt’e değerini Cenab-ı Hakk (cc) vermiştir. Bu sebeple tevhidin, İslam birliğinin merkezi Ehl-i Beyt’tir.

Bugün Şii – Sünni mücadelesi şeklinde Müslüman’ın Müslüman ile süregelen savaşının esasen batının oyunu olduğu iyi görülmelidir.

Şii ve Sünni dünya kesinlikle bir ve beraber olmalıdır.

Kaynaklar savaşının yaşandığı Ortadoğu’da ve tüm dünyada İslam devletlerine ait olan kaynakların ve Müslüman dünyanın emeğinin sömürülmesinin önüne ancak böyle geçebiliriz.

Kaldı ki, hangi dinden olursa olsun can, mal, namus emniyetinin, din ve vicdan hürriyetinin temin edilebilmesi, Ehl-i Beyt anlayışının gönüllerde hâkim kılınması ile sağlanabilir.

Bütün insanlık da bu anlayışa muhtaçtır. İnsanlığın kurtuluşu için bu anlayışın hayata geçmesi de şarttır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ