128 Yıllık yalanın 70 yıllık davası - Sakarya Medyası 128 Yıllık yalanın 70 yıllık davası
Reklam
Sakarya Medyası

128 Yıllık yalanın 70 yıllık davası

“1947 Yargıtayın yanlış kararını 2013 Yargıtay kararı bozdu lakin zulüm halen devam etmekte”

128 Yıllık yalanın 70 yıllık davası

Kimilerine göre bu dava hiçbir zaman bitmeyecek. Kimilerine göre ise bu dava çoktan kaybedilmiş. Kimilerine göre ise, Bey’in mirasçılarıyla anlaşmak lazım. Kimilerine göre ise, zaten içimizde Bey’in mirasçılarıyla gizli anlaşma yapanlar var.

 

Dava yüz yıllık olunca, Bu ve bunlar gibi onlarca soru başlıklarını art arda sıralamak tabiki mümkün

Bizim maksadımız burada birilerini suçlamak değil, bilakis milletin sesine kulak verip doğru hamleler yapıp 128 yıldır zulmedilen on binlerin sesi olabilmek.

Mağdur köylerden biri olan Konacık köyü sakinlerinden  Sayın Orhan koç bey, haber merkezimizi ziyaret edip, kendi köylerindeki 420 dönümlük, bey lehine kaybedilmiş olan davayı, konacık sakinleri lehine bozmak için 9 ay önce yola çıkmış, ve bey davasını kökünden silip atacak delillere ulaştığını beyan ederek medyamız aracılığıyla’da Sakarya kamuoyuna paylaşmak istemiştir.

 

Bizde Orhan bey’e sorduk, 5 köyü 128 yıldır mağdur eden 70 yıldır’da mahkeme kapılarında süründüren Asırlık dava nedir? özetle bize anlatır mısınız

Tabi 128 yıllık bir zulüm özetle nasıl anlatılabilirse.

 

“Bir devlet kuruluşu olan Yargıtay’ın devlet kuruluşu olan Orman ve Hazinenin hakkını haleldar etmiş en önemlisi bir hukuk katliamı işlemiştir”

 

SORU: Olayın kaynağı nedir?

CEVAP: Osmanlı dönemi sonlarında sıtma mücadelesi yetersiz kalınca, devlet göl ve bataklık alanlarını kurutanlara buraların tapularının verileceğine dair kanun çıkarmıştır.

SORU: Bu kanundan istifade edilmiş mi?

CEVAP: Ali Bey bin Abdullah adlı bir şahıs yasadan istifade maksadı ile Akgöl ve etrafındaki sazlığı kurutmak üzere bir imtiyazname alır.

SORU: Bu imtiyaznameyi hangi makamlar verirdi?

CEVAP: Alanın büyüklüğüne göre; Kaymakam ve mahalli idarelerden başlayarak Sadrazam ve Padişah iradesine kadar uzanan bir yetki kademesi o zaman ki kanun ile belirlenmiş idi. Bu büyüklükte bir alanın imtiyazı Sadrazam ve Padişah tarafından onaylanması gerekirdi.

SORU: Peki bu imtiyaznameyi kim vermiştir?

CEVAP: Kim tarafından verildiği; o tarihteki mahkeme tarafından dahi tespit edilememiştir. Büyük ihtimalle mahalli idareden alınan bir ruhsat idi. Zira tapuya işlettirilmesinden sonra her nasıl ise yok edilmiştir.

SORU: Göl kurutuldu mu veya dolduruldu mu?

CEVAP: Ne kurutuldu nede dolduruldu. Zira gölün taban seviyesi deniz seviyesinden düşük olduğu için bugün ki teknoloji ile dahi kurutma tamamen yapılamaz. Doldurulma Adapazarı Ovası ( Akova ) gibi Sakarya nehri tarafından kış aylarında meydana gelen taşkınlarla taşıdığı ‘Alüvyon’ dolgudur.

SORU: Sayılan 5 köy ( göl etrafı ) arazisi 80.000 dönüm müdür?

CEVAP: Köydeki arazi 27.000 dönümdür.80.000 dönüme kadar uzanılamadı. Zira 2013 Yargıtay’ın kararı planları bozdu ve bozma kararındaki sebeplerden biride; bütün zamanların davalarına ve 1947 yılı Yargıtay katliamına rağmen tapuların gerçekliği konusundaki çekinceleri açıkça beyan edilmiştir. 2013 bozma kararı olmasaydı Sakarya nehrinin doldurduğu alanları dahi dava edeceklerdi herhalde.

SORU: Bu ana kadar alınan imtiyazdan bahsedildi. Tapudan değil.

CEVAP: İmtiyaz koşullu verildi.  Göl ve bataklık alan kurutulacak ve belli bir süre için de bitirilecek. Kurutuldu mu? Hayır, Dolduruldu mu? Hayır. İmtiyazı alan şahıs Ali Bey 1310 tarihinde aldığı bu belgeyi tapuya kaydettirmenin dışında hiç bir şey yapmamış ve 1319 yılında ölmüştür. Kurutma yapılmadığı ve imtiyaz sahibinin ölümü ile imtiyaz işlemden kalkar, hükümsüz kalır. Tapuya dönüşmez. Tapuya dönüşmeyen imtiyazdan dolayı miras söz konusu olamaz. Hak sahibi eşine tebligat; imtiyazın iptal edildiğini ve hükümsüz kılındığını bildirmeden ibarettir.

SORU: Tebligat kanununa uygun olarak yapıldı mı?

CEVAP: Tek varisi olan eşi adreste bulunamayınca; mahalli gazetede ilan verilmiş kanuni süre dolunca da resmi gazetede neşredilmiştir. Olay resmi gazete ile tamamen kanuna uygun bir şekilde sonlandırılmış olup, imtiyaz tapuya dönüşmeden ve miras hukukuna ilişkilendirilmeden kapatılmıştır.

SORU: Bahse konu olan arazide muhacir tapusunun olduğu söyleniyor?

CEVAP: Evet Başbakanlık Osmanlı arşivi ve İstanbul Çağlayan adliyesi arşivlerinde yeminli tercümanlar vasıtasıyla uzun soluklu araştırma sonucunda; 1310 tarihli imtiyazın verilişinden önce 1305 ve 1306 tarihinde yani 4 ve 5 yıl önce Osmanlı hükümeti 363 adet tapuyu balkan göçmenlerine tahsis etmiştir. Bu tapular 20 yıl süreyle satılamaz ve devredilemez hükmü taşımaktadır.

SORU: Devlet 5 yıl önce verdiği tapu üzerinden yeni bir tapu mu icat etmiş?

CEVAP: Devlet 1310 tarihinde tapu vermemiş, imtiyaz vermiş. Sonradan bazı art niyetlilere açık kapı bırakmamak için imtiyazı iptal ederek kapıyı kapatmıştır. Ama aradan 31 yıl geçtikten sonra Osmanlı devleti yerine Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuş ve Ali Bey vereseleri Osmanlıların zamanında yakalayamadıkları fırsatı 1947 yılında yakalamışlardır.

SORU: 1947 yılında ne oldu da varislerin iştahı kabardı?

CEVAP: Varisler; bu olaya münhasır olarak varis olamazlar. Zira bu olayda miras hukukunu çalıştıracak ortada bir miras yoktur. Tapuya dönüşmeden mahkeme kararı ile hükümsüz kılınmış ve usulüne uygun şekilde tebliğ işlemi tamamlanmış imtiyazın miras hukukuna tabi tutulması dünyanın hiçbir yerinde olmaz, olamaz ama her ne hikmetse birileri oldurdu.

SORU: 1947 de ne oldu?

CEVAP: 1947 de varis konumundaki şahıslar Kandıra hukuk mahkemesine müracaatla; imtiyaz sahibi eşinin ölümünden sonraki miras hakkının baki olduğunu beyanla Tapu, Orman ve Hazine aleyhine dava açmışlardır. Mahkeme göl kurutulmadığı ve imtiyazın sahibinin ölümü üzerine imtiyaznamenin hükümsüz kıldığının beyanla davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay eşin doğmamış hakkı ile tapu icat ederek hak sahibi durumuna sokmuştur.

SORU: Buraya kadar tarım alanlarında oturanlara ait bir sıkıntıdan söz edilmedi?

CEVAP: 1947 Yargıtay kararı; Orman ve Hazineyi hasım tutmuş ise de asıl hedef köylülerin o tarihte tapusuz olarak, Sakarya nehrinin doldurduğu arazideki verimli topraklardı.

SORU: Niye Orman ve Hazine hasım tutuldu?

CEVAP: Yargıtay; imtiyaznamenin ve 332 yılı iptalini içeren mahkeme kararının yok edilmesinden sonra ortada bir engelin kalmadığına inanarak tapu yaratmış ve kişileri mirasçı konumuna getirmiştir. Bir diğer deyişle; bir devlet kuruluşu olan Yargıtay’ın devlet kuruluşu olan Orman ve Hazinenin hakkını haleldar etmiş en önemlisi bir hukuk katliamı işlemiştir.

SORU: 1947 Kararımı köylüleri sıkıntıya soktu?

CEVAP: Tabi ki, bu karar emsal gösterildi ve köylülere peş peşe davalar açıldı. Yargıtay’ın icat ettiği tapununda sınırlarının dışına çıkılarak davalar açılmıştır. Neyse ki yine aynı Yargıtay bu defa çok geçerli sebepler sıralayarak mahkeme kararını bozmuştur.

SORU: Şu anda durum nedir?

CEVAP: Bozulan davaların duruşmaları; Yargıtay talimatı doğrultusunda bir dosyaya toplanması ve davanın Sakarya Kadastro mahkemesi yetkisine verilmesi sebebiyle 2014/173 esas nosu ile yargılamaya devam edilmektedir.

SORU: 58 Parsel ve 600 dönümlük küçük bir alan nasıl oldu da ana davadan ayrı olarak karara çıktı?

CEVAP: Adatepe köyünde; köy evleri yanlarında bahçeleriyle birlikte 58 adet parsel ve 180 dönüm alan, ayrıca Konacık köyünde Sakarya nehrinin doldurduğu 30 parsel ve 420 dönüm tarım arazisi bunların kurutma ruhsatı ile uzaktan ve yakından ilgisi yoktur. Bahse konu 58 parsel toplamda 600 dönümlük arazi için yerel mahkeme kararına bilgisizlik sonucu itiraz edilmediği için temyize gitmeden kesinleşmiştir.

SORU: Şu an ki hukuki konu nedir?

CEVAP: Kesinleşme süresi 10 yılı geçtiği için mahkemeden karar iadesi talebi yapılamamaktadır. Bu 600 dönüm kira bedeli ( ecrimisil ) ve satış kararı ( izaleyi suyu ) çıkmış ve tarım köylülerince temyiz edilmiştir.

SORU: Adalet Bakanlığı ile ilgili talebiniz nedir?

CEVAP: Kesinleşen 600 dönüm tarım arazisi için kamu yararına bozma hükmünün uygulanarak, ana dava ile birleştirilmesini ve yargılamaya bu şekilde devam edilmesini; talep ediyoruz.

SORU: Ümitli misiniz?

CEVAP: Belgelerimiz davada yön değiştirecek kadar yeterlidir. Türk Adaletine güveniyoruz

“Karasu’da 63 Yıldan Beri Devam Eden Köy Davası İsyan Ettirdi”

ÜÇ NESİLDİR VAR OLAN MİRAS İDDİALI DAVA BİTECEĞİ GÜNÜ BEKLİYOR

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ