Sakarya Medyası

Erbaş’ın “ihtisas sahası İslam değil; Hristiyanlık”

Bu sicille Erbaş’ın atması gereken en hayırlı adım, henüz bismillah demeden, affını talep etmesi, istifasını vermesidir

Erbaş’ın “ihtisas sahası İslam değil; Hristiyanlık”

Erbaş, FETÖ’nün Abant konsillerinin ve KADİP’in (Kültürlerarası Diyalog Platformu) demirbaşı… Sözkonusu FETÖ platformlarının üyelerinin birçoğu tutuklu, bir kısmı yurtdışına kaçmış.

 

FETÖ ile mücadelede görünürde hudud tanımayan siyaset, Diyanet İşleri Başkanlığı’na Fetullah Gülen’in en stratejik misyonunun ve PCID işlerinin koordine edildiği platformun Genel Sekreteryasını yürüten Prof. Dr. Ali Erbaş’ı getiriyor.

 

Diyanette FETÖ temizliği beklenirken atılan bu adıma hiç kimse anlam veremiyor.

Kamuoyu da, Diyanet teşkilatı da Erbaş’ı kim tavsiye etti, diye soruyor.

Erbaş, DİB Haseki Müftülük Yüksek İhtisas Merkezi’nden dönemdaşımdır.

İslam’ı bilmez; Kur’an okur. İslam’ı bilmez diyorum.

Zira ihtisas sahası İslam değil; Hristiyanlık… Hristiyanlığı, misyonerliği, Papalık Konseyi Misyonunu (PCID) çok iyi bilir.

 

Nitekim eserleri Hristiyanlık, Hristiyanlıkta İbadet, Hristiyan Ayinleri (Sakramentler), Hristiyanlıkta Reform ve Engizisyon’dur. FETÖ’den kapatılan Ufuk yayınlarından çıkan İslam’la Yüzleşen Batı diye tercüme bir kitapçığı var. Erbaş, FETÖ’nün Abant konsillerinin ve KADİP’in (Kültürlerarası Diyalog Platformu) demirbaşı…

 

Söz konusu FETÖ platformlarının üyelerinin birçoğu tutuklu, bir kısmı yurtdışına kaçmış.

Erbaş, Erzurum’dan Paris’e tüm Abant konsillerinin müdavimi.

Medyaya, Erbaş’ın yönetim kurulunda olduğu yansıyan KADİP, bir ilke imza atıyor.

Yahudiler için özel anma merasimi tertip edeceklerini ilan ediyor.

 

KADİP’in daveti şöyleydi: 24 Şubat 2014 tarihinde, FETÖ’nun o zamanki Kültürlerarası Diyalog Platformu 24 Şubat 1942’de Sovyet denizaltısı tarafından batırılan yük gemisi STRUMA’da yer alan 770 Yahudi için anma töreni düzenleyecek.

 

Erbaş’ın Genel Sekreter olduğu KADİP’in Yönetim Kurulu’nda ve müdavimi olduğu Abant konsilinde, Başkan Prof. Dr. Suat Yıldırım, Cemal Uşak, Kadriye Erdemli, Mustafa Yeşil, Prof. Dr. Mümtazer Türköne gibi yine kimisi FETÖ tutuklusu, kimisi kaçak isimler var.

 

O günlerde KADİP ve Gülen, 2010 yılında abluka altındaki Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine yapılan saldırıda şehit edilen 9 vatandaşımız hakkında tek bir satır konuşmamak ve “İsrail’in onayı olmadan hareket etmek, otoriteye başkaldırıdır” çıkışıyla İsrail yanlısı vaziyet almakla suçlanmıştı (Takvim, 6 Ocak 2014, Cemaat’ten Yahudiler için anma töreni!)

 

Ali Erbaş, İncilli-Tevratli Kur’an meali oluşturan ve halen kaçak olan FETÖ takımının başı Prof. Dr. Suat Yıldırım ve Abant konsillerinin demirbaşı Hayrettin Karaman’ın himayelerinde ve diyalog hizmetlerinde işbirliği içinde bugünlere geliyor.

 

Birbirleriyle paslaşıyorlar. KADİP’in periyodik toplantılarında Hayrettin Karaman, “Peygamberimiz ‘Yahudi mutlaka Müslüman olsun’ demiyor, ‘Hristiyan mutlaka Müslüman olsun’ demiyor.

 

Diyor ki ‘Yahudiler ve Hristiyanlar tek Allah’a inansınlar, ahirete inansınlar ve kendi kitaplarında da bulunan iyiliklere yaşasınlar” diyor. Yeni Başkan Ali Erbaş, bu mecliste, bozacının şahidi şiracı edasıyla “Yani Müslümanlığı Peygamberimiz’e tahsis edemeyiz” diye çıkış yapıyor.

 

Erbaş, zaten üç-dört cümle sarf ediyor (Polemik Değil Diyalog, 35, 40, Ufuk Kitap, 2006). Erbaş, yine bu inancı mı taşıyor? Bu arada, tevafuka bakın ki, 17/25 Aralık’a kadar Fetullah Gülen’in Abant borusunu öttüren Hayrettin Karaman, son günlerde çiziktirdikleriyle adeta kırmızı fesli katırın borazanlığını yapıyor.

 

Karaman’ın karnını, Gazi M. Kemal Atatürk’ün Elmalılı Hamdi Yazır’a Kur’an tefsiri yazdırması ağrıtıyor. Atatürk’ün Müslümanlığı, Karaman’a sancı veriyor, Atatürk nasıl tefsir yazdırır diye kıvranıyor (H. Karaman, Yenişafak, 21 Eylül 2017, Elmalılı tefsirini kim yaptırdı?).

 

FETÖ lideri Gülen, “Papalık Konseyi Misyonunun bir parçası olduğunu” bizzat deklare ettiği ve Abant konsilleri başta olmak üzere tüm platformlarıyla bu misyona hizmet ettiği halde, çok özel Hristiyanlık uzmanı Erbaş, yıllarca hangi dini ve milli ölçüye, hangi akla, hangi iz’ana ve ilme istinaden bu platformlarda boy verdi?! Erbaş, bu platform ve konsillerdeki gayretlerine mukabil madden-manen ne aldı?! Prof. Dr. Haydar Baş hocamız, 1998’den beri aydınıyla-ümmisiyle, devletiyle-milletiyle topyekun Türk milletini Gülen’in vaziyetine ve Dinlerarası Diyalog fitnesine dair sağır sultanların bile duyduğu uyarıları yaparken, “Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzün teminatıdır” derken; Erbaş’ın bu uyarıları duymaması mümkün değildir.

 

Bendenizin bu bağlamdaki birebir ikaz ve bilgilendirmeleri hafızasında mıdır? Prof. Dr. Baş ve kadrosunun uyarı ve ikazlar, hala hafızasındaysa, Gülen’in konsillerinde ne işi vardı?! Erbaş’ın ciddi ve samimi bir açıklama yapması, devlet, millet ve iman borcudur.

 

Bu sicille Erbaş’ın atması gereken en hayırlı adım, henüz bismillah demeden, affını talep etmesi, istifasını vermesidir. Diyanet’in başına, gerçekten FETÖ fitnelerine bulaşmamış ve kripto FETÖ’cü olmayan samimi bir İslam aliminin atanmasına imkan tanımasıdır.
 Mehmet Emin KOÇ

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ