Karasu sahipsiz değildir... - Sakarya Medyası Karasu sahipsiz değildir...
Sakarya Medyası

Karasu sahipsiz değildir…

“Köpeksiz köy bulmuş değneksiz geziyorlar” deyiminde olduğu gibi, nedir bu Karasu ısrarı!… iki üç yüz kişiye istihdam sağlama yalanıyla, on binlerce kişiyi zehirleyemez siniz. Bölge insanı çocuklarının kanser olmasına asla müsaade etmeyecektir…

Karasu sahipsiz değildir…

Kabus geri döndü

2010 yılında çimento fabrikası kurmak için ÇED raporu hazırlayan o firma, bugün yeni bir ÇED raporu ile başvuru yaptı. Karasu’ya kurulması düşünülen çimento fabrikası, bölge halkı ve sivil toplum kuruluşlarının tepkileri sonrasında 2011 yılında Danıştay Sakarya 2. İdare Mahkemesi tarafından reddedilmişti.

BAŞVURU REDDEDİLMİŞTİ
Karasu Darıçayırı Mahallesi’nde 300 dönüm arazi üzerine kurulması planlanan çimento fabrikası için, mahkemeden geri dönen firma yeni bir ÇED başvurusu yaptı. Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının başvuruları sonrası Sakarya 2. İdare Mahkemesi zaman aşımını gerekçe göstererek başvuruyu reddetmişti.

SÜREÇ YENİDEN BAŞLADI
Darıçayırı’nda çimento fabrikası kurmak isteyen firma, mahkeme kararlarında ve bilirkişi raporlarında belirlenen eksiklerle ilgili yeni bir ÇED başvurusu yaptı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca kabul edilen başvuru ile ilgili yeniden ÇED süreci başlatıldı. ÇED sürecinin başlamasıyla birlikte Karasu halkın diken üzerinde.

Bölgelerinde çimento fabrikası istemediklerini belirten vatandaşlar; “Yıllarca bu fabrikanın gelmemesi için mücadele verdik. Tam bitti derken, kabus yeniden geldi. Sağlığımızı tehdit edecek bu fabrikayı istemiyoruz” dediler.

PEKİ!.. ÇİMENTO FABRİKASININ SAĞLIĞA ZARARLARI NELERDİR?..

Yurdumuzda 49 çimento fabrikası bulunuyor ve bu fabrikalar çeşitli bölgelere dağılmış durumda. Marmara bölgesinde 10, Ege bölgesinde 5, Akdeniz bölgesinde 4, Karadeniz bölgesinde 8, İç Anadolu bölgesinde 13, Doğu Anadolu bölgesinde 3 ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde 6 çimento fabrikası gökyüzünü ve doğamızı kirletmeye, jeolojik yapımızı tahrip etmeye, kanser dâhil birçok hastalık çeşidini saçmaya devam ediyor.

 

Çevre kirliliği açsından baktığımız zaman dahi, nasıl bir baş belası ile içi içe yaşadığımızı görmek mümkün. Bu konuda örnek vermemiz gerekirse, Büyükçekmece’de bulunan çimento fabrikası günde 15 bin ton taş yakıyor. Kalsiyum karbonatça zengin olan bu taşlar, 1.200 derece santigratta ısıtılarak kalsiyum oksite dönüştürülüyor. Bu miktarın yüzde 40’ı CO2’ye dönüşüyor. 24 saatlik bu ayrıştırma sürecinde 9.000 ton kalsiyum oksit ve 6.000 ton karbondioksit açığa çıkıyor. Yani bu fabrikanın her gün gökyüzüne saldığı CO2 emisyonu 6 bin ton. Yıllık karbondioksit emisyonu ise, 2.190.000 ton…

 

Elbette durum bundan ibaret değil. 1.200 derecelik ısıyı sağlamak için harcanan enerjinin de ayrı bir karbon ayak izi ve çevre maliyeti var. Şu an için yüzde 30 endüstriyel atık, yakıt olarak kullanılıyor. İlerleyen zaman sürecinde bu oranı yüzde 70’e çekmek için çaba gösteriliyor. Eğer bu başarılırsa, İstanbul’un çöp miktarının azalmasına biraz daha katkı yapılmış olacak ancak daha fazla zehir ve kanserojen kimyasal soluyacağız!

 

Endüstriyel yakıt içerisinde, bir önceki yazımızda değindiğimiz gibi, güçlü bir kanserojen kimyasal olan dioksin kaynağı otomobil lastiği, atık su artıma tesislerinin çökelti çamuru, plastik atıklar, endüstriyel atık yağlar, bez hatta tekstil ve moda devlerinin elinde kalan giysiler var. Ayrıca doğalgaz, petrokok, kömür gibi fosil yakıtlar da ısı enerjisinin ana kaynakları olarak kullanılıyor. Bunların yanmasıyla açığa çıkan çeşitli toksik kimyasalları da her gün soluyoruz.

 

Çimento fabrikalarında lastik yakılması sonucu açığa çıkan dioksinin en tehlikeli kanserojen kimyasal olduğunu, vücuda bir şekilde giren bu kanserojen maddenin vücut yağ dokularınca absorbe edildiğini ve yarılanma ömrünün 7-11 yıl olduğunu hatırlatmak isteriz. Yüksek düzeyde dioksine çok kısa süreli maruz kalma durumunda deride koyu lekeler ve deri lezyonları, karaciğer fonksiyonunda değişimler meydana gelir. Uzun süreli etkilenmede ise, bağışıklık sisteminde çökme, sinir sistemi, endokrin sistem ve üreme işlevlerinde bozukluklar oluşur. Kronik olarak dioksin etkisi altında bırakılan tüm deney hayvanlarının kanser olduğu görülmüştür.

 

Bu arada çimento fabrikalarından doğaya, kül, kurum, kurşun, baryum, krom, nikel, mangan, çinko bileşikleri ve cıva gibi metal ve ağır metaller, hidrokarbonlar, sülfür dioksit, azot oksitler ve diğer zehirli gazlar, amonyak, benzen, bazı glikol eterler, dietanolamin, dioksin bileşikleri, etilen glikol gibi zararlı kimyasal ve bileşikler de çeşitli oranlarda yayılıyor.

 

Fabrikanın öğütme tesislerinde öğütülen kalsiyum oksitin içerisine, silis, demir, alüminyum tozları ve nihayet yüzde 5 alçı katılıyor. Bu işlemler sırasında da, yüzde 2,5 oranında partikül kaçak yapıyor ve çevreye dağılıyor. Bölgeye saçılan partikül miktarı aritmetik olarak günlük 375 ton. Bir yılda gökyüzüne karışan kaçak partikül miktarı ise tam 136.875 ton. Bunun ne kadarının tutulduğu hakkında ise hiçbir fikrimiz yok!

 

İçerisinde kalsiyum karbonat bulunan her kaya, taş parçası çimentoya dönüştürülmüyor. Bu kayalardaki kalsiyum karbonat oranının yüzde 95 olması gerekiyor ve bu kayalar her yerde bulunmuyor. Çatalca’da bulunan Ahmediye Köyü yakınlarındaki taş ocağından her gün, 40’ar tonluk kamyonlarla koskoca bir dağ, fabrikanın değirmenlerinde öğütülmek üzere taşınıyor. Sevindirici olan tarafı, bölgede en fazla 10 senelik taş rezervi kaldığı. Yine de, yarım yüzyıllık işletme sürecinde nasıl bir çevresel ve sağlık zararı oluştuğunu sanırız herkes tahmin edecektir…

Alıntı (ÇEVREM) Çevre misyonu Platformu…

 

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
sanalbasin.com üyesidir