"AMERİKA BİZE KÜLTÜR BOMBASI ATTI" TÜRKİYE VE DÜNYA

"AMERİKA BİZE KÜLTÜR BOMBASI ATTI"

İcmal Gençlik Derneğinin yurt genelinde organize etmiş olduğu "Kaybolan Değerlerimiz" panellerinin bu haftaki adresi, Düzce oldu...

İcmal Gençlik Derneği Düzce Şubesi tarafından Düzce Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Konferans Salonunda organize edilen panele ilgi büyüktü.  Yapılan Panele, Araştırmacı Yazar Dr. Abdullah Terzi, Araştırmacı Yazar Dr. Nuri Kaplan, İcmal Gençlik Derneği Genel Başkanı Eğitimci İbrahim Fatih Ekici, Araştırmacı Yazar Prof. Dr. Mustafa Er, Araştırmacı Yazar Eğitimci Zeki Garacoğlu, Araştırmacı Yazar İş adamı Suat Hayrı Sapmaz, Araştırmacı Yazar Av. Fahri Gürgenburan'da katıldı...

Yenimesaj Gazetesi Bolu Temsilcisi Mustafa Yağcı'nın sunumuyla başlayan Panelde, İcmal Derneği Düzce Şube Başkanı Gülali Keleşoğlu bir selamlama konuşması yaptı... Keleşoğlu sözlerini tamamlamasının ardından sözü panelistlerden biri olan Prof. Dr Mustafa Er aldı...  

Araştırmacı Yazar Prof. Dr. Mustafa Er, dehşet açıklamalarda bulundu...

Prof.Er: İnsanları sürü olmaktan kurtarıp millet yapan, toplu halde birliktelik içinde yaşamasını sağlayan her milletin kendine has toplumsal değerleri mevcuttur.

 

Değerler, kişilerin düşünce, tutum ve davranışlarında birer ölçüt olarak ortaya çıkar ve sosyal yaşamın atar damarlarını oluşturur.

Değerler, kelime manası olarak; “Bir gruba ya da topluma üye olanların uymak durumunda oldukları genelleşmiş ahlaki inançlardır. Neyin iyi, güzel ve doğru olduğunu; neyin ise kötü, çirkin ve yanlış olduğunu gösteren kriterlerdir.”

 

Buradan yola çıkarak diyebiliriz ki, değerlerin çıkış noktası; din birliği, dil birliği, ırk birliği ve bunların sonucunda ortaya çıkan kültür birlikteliği şeklinde özetlenebilir.

Müslüman Türk kültürü, Ehl-i Beyt mayası ile yoğrulmuş Hacı Bektaşi Veli yarenlerinin eliyle müslüman olan Anadolu insanının yaşam biçimi olarak ortaya çıkmıştır.

Asırlara damgasını vurmuş Müslüman Türk kültürü, Dünya milletlerine örnek olmuştur. Yüzyıllar boyunca Türk İslam Medeniyeti; adaletin, can ve mal güvenliğinin, namus güvenliğinin, fikir özgürlüğünün ve inanç özgürlüğünün garantörü olmuş örnek bir medeniyet olagelmiştir.

Günümüze baktığımızda çok vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Sanki o güzide millet bu coğrafyadan gitti yerine başka bir millet geldi. Her gün televizyonlarda, basın ’da ve etrafımızda korku ve hayret uyandıran olayları millet olarak izlemekteyiz.

 

Boşanmak isteyen eşini yol ortasında bıçaklayan adamlar, kolundaki bileziğini almak için annesini öldüren çocuklar, cinnet geçirip çocuklarını katleden babalar, yiyecek ekmek bulamadığı için ailecek intihar eden insanlar, üç kuruş para kazanabilmek için fuhuş yapan analar, okul önlerinde uyuşturucu satan çeteler, kendi çocuğuna tecavüz ederek ondan çocuk sahibi olan insan bile diyemeyeceğim hayvanlar, Adalet aramak için gittiği adliyede hukuk güçlü olandan yana işlediği için suçlu bulunanlar, küçük bir dünyalık makam ve menfaat için dinini, vatanını ve mukaddesatını satanlar, kendi çıkarlarını ön planda tutup en yakınına dahi tuzak kurabilen insanlar topluluğu haline geldik. Millet büyük bir buhran ve çöküşün eşiğindedir. Dünya sahnesinde bizim kadar sert savrulan başka bir millete rastlamak gerçekten çok zordur.

 

ABD Japonya’ya 1945 yılında atom bombası attı. Büyük bedeller ödediler, büyük acılar çektiler. Fakat gelinen noktada bugün Japonya teknoloji başta olmak üzere birçok alanda dünya devi oldular. Bunu da kendi kültür ve değerlerine sımsıkı yapışarak elde ettiler.

Burada sorulacak soru şu: Bize hangi bombayı attılar da Atatürk’ün dört düveni dize getirerek yurdumuzu işgalden kurtarıp, imkansızlıklarla kurduğu, borçsuz ve özgür olarak bizlere bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan bizler milli ve manevi değerlerimizi kaybederek bu durumlara geldik.

 

Sevgili dostlar ABD bize kültür bombası attı. Görsel basın, internet ve televizyonlardan, milli ve manevi değerlerimiz ile bağdaşmayan aile içi çarpık ilişkilerin, birbirini hesapsızca öldüren ve aldatan insanların, kültürüyle uyuşmayan yobazların oynadığı dizi ve film endüstrisi ile kendi iç dünyasındaki karanlığı bizlere o kadar hızlı transfer ettiler ki biz hala bunun farkına varamadık.

Fetö tarzı oluşumlarla yıllar boyunca insanımızın manevi dünyasını kemirdiler. İnsanımızı Müslüman rıhtımından alıp hıristiyan rıhtımına demirlediler. Toplumsal değerlerimiz korkunç bir erezyona uğrattılar. Milleti faiz yemenin ve karınlarını haramla doldurmanın yolunu açtılar. Zinayı suç olmaktan çıkardılar. Domuz etini kasaplık et statüsüne soktular. Bunu yapabilmek için de milli ve manevi değerlerimizi yok ettiler.

1995 yılında başlayan ve vatikanın dinlerarası diyalog projesini yürüten Fethullah Gülen ve onun gibi şarlatanları din adamı olarak toplumun önüne çıkardılar. Basın ve yayın organlarını kullanarak islamın içini boşalttılar. Dini ve milli değerlerimizi çürüttüler. Bunlara ve yandaşlarına siyasi ikbal sağladılar. Bunlardan görünebilmek ve menfaat temin edebilmek adına insanlar küçük paralara dinlerini sattılar.  

Fetö tehlikesine dikkatleri çekmek adına sadece çok Muhterem Hocam Prof. Dr. Haydar Baş, başta siyasiler ve kanaat önderleri olmak üzere bütün insanımızı bilgilendirdi. Bu dinlerarası diyalog bir vatikan projesidir diyerek salon salon Türkiye’nin dört bir tarafında haftada 250 noktada seminer, panel ve toplantılar düzenledi, Anadolu karış karış gezildi.

O günlerde Haydar Baş Bey’e kulak verilse idi 15 temmuzlar yaşanmayacak, insanımızın iç dünyası bu kadar büyük bir çöküşe maruz kalmayacaktı. Bugün de muhterem Hocam kaybolan değerlerimiz için yine karış karış Anadolu’yu geziyor, insanımızı uyarıyor. Bu sese kulak vermemiz şarttır ve de zaruridir.

Dikkat ederseniz sayın Baş’ın çıkışları bize her zaman bir tehlikenin varlığından haberdar etmek içindir. İnsanımızın gönül dünyası yıkılırsa, aile yıkılır. Aile yıkılırsa toplum dağılır.  Toplum dağılırsa Devlet yok olur. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın düsturu gereği değerlerimize sahip çıkmamız gerekmektedir.

-Bugün gelinen noktada; Aile içi saygı sevgiyi kaybettik.

-İnsanlar arası güveni kaybettik.

-Ahde vefa duygusunu kaybettik.

-Hak ve hukuk kavramları alt üst edildi.

-Peygambere ihtiyaç olmadığına inanılan bir akım olan DEİZM hızla toplumda yayılmakta.

-İslamın nüvesi olan Ehl-i Beyt’e bağlılığımızı kaybettik.

-Ülkemizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkamadık.

-En önemlisi ise aramızdaki Allah Adamlarını kaybettik.

Onlar Allah’ın yeryüzündeki en büyük nimetleridir. Yani onlar ayna-i İlahidir. Topluma aynadırlar. Bir devlet büyüğünün yanına çıkarken merdivenlerde büyük aynalar bulunur. İnsanlar o ayna bakarak kılığını kıyafetini düzeltir ve o şekilde huzura varır. Dünyada bir makama çıkarken dahi aynaya ihtiyacı duyan bizler, Allah’ın huzuruna varmada o kamil insanlara yani Allah adamlarına ihtiyaç duymaz mıyız?

İnsan başındaki iki gözüyle kainatı, dünyayı, eşyayı görür, fakat bir tek kendini göremez. Göremeyince de eğrilerini ve eksiklerini fark edemez duruma gelir. İnandığı gibi yaşamayı terk edip yaşadığı gibi inanır. İşte bu en büyük felakettir.

Asırlar önce Hacı Bektaşlar, Yunuslar, Mevlanalar vardı da bugün bu insanlara benzer insanlar aramızda yok mu? Bu Allah’ın vaadine ters düşmez mi? Halbuki Cenab-ı Hak buyurmuyor mu; aranızdan halifeler seçeriz, nimet verilenlerin yoluna uyun, Allah’ın ipine sımsıkı sarılın diyerek bizi uyarmıyor mu?

Bütün bu buhranın, toplumsal çöküşün, cinnet halinin temelinde insan-ı kamil aynasından mahrum olmak yatmaktadır. En akıllıca şey, insanın kaybettiğini kaybettiği yerde aramasıdır. Bütün bu toplumsal çöküşümüzün ilacı Allah adamlarının bereketli nefesinde, gönül aynasında, sözünde ve nazarında gizlidir. Cenab-ı Hak bizi bu insanlara ulaştırsın, onları örnek almayı bizlere nasip etsin.

 

Ezcümle sevgili dostlar, dün olduğu gibi bugün de bizleri her alanda uyaran, yol gösteren, bizlere Ehl-i Beyt’i tanıtan, Gerçek Atatürk’ümüze kavuşturan, ekonomik bağımlılıktan kurtulmamız için Milli Ekonomi Modelini ortaya koyan bizlere abi olan, baba olan, milli ve manevi tehditlere karşı bizi korumak için üzerimize fanus, üstümüzde gökyüzü, altımızda yurt olan muhterem Hocam Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in uyarılarına önem vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Yoksa tarihte yıkılıp yok olan birçok Türk Devletininki gibi bir akıbet bizi beklemektedir.dedi

 

 

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz