KRALİÇE'NİN GÜL'LERİ! SİYASET

KRALİÇE'NİN GÜL'LERİ!

KRALİÇE'NİN GÜL'LERİ!

Erbakan'a ilk bayrak kaldıran Erdoğan değil, Gül'dü. Majesteleri'nin izni ve desteğiyle olduğundan hiç şüphem yoktur. Majesteleri'nin bu ülkede ne "gülleri" ve "canları" var, hayret edersiniz. "Efendi" ve "hazretleri" de var tabi!

Davutoğlu, Suriye bataklığının birinci değilse, ikinci sorumlusu. "Stratejik Derinlik" hikayesi, ABD'nin ilgisini çekmiş, önce dışarıdan bakanlık, sonra normal bakanlık, daha sonra da başbakanlık koltuğuna oturtmuştu.

Veya ABD, önce Stratejik Derinlik kitabını yazdırdı, BOP'a hazırlık bağlamında, sonra yükseltti,  Davut Yıldızı olarak parlattı.  Suriye'deki vatan toprağımızı, bir "sanduka" ile terk etmişti, bu Ahmet. "Başarılı bir operasyonla" hem de!

Rusya ile savaşın eşiğine getirdip, ardından NATO'ya sığınmıştı.  Parasal değeri 37 milyar dolara mal olan, Suriye meselesinde, o kadar günah sahibi ki, anlatmaya köşeler yetmez. Bunları çok yazdık, vaktiyle. Canavarla birlik olup parçalayan, oturup seninle ağlayan, bir oyuncudur.

Yazdıklarımız eskidi ama gerçekler halen taptaze...

Herkes merak ediyor tabi, Babacan ile neden birlikte değil. İngiltere'nin 'can'larına sormak lazım!

Yahut, Erdoğan ile neden ayrışıyor. 

Yani, ne istedi de Erdoğan vermedi!

Özetliyim kardeşim;

Bugüne kadar İngiltere ve ABD,  AKP'de mutabıktılar ama artık değil. Mesele sadece S-400 olayı değil. Yani ABD  ile sürtüşmemiz, yeni değil. Daha doğrusu ABD ile sürtüşen, biz değiliz.

 Türkiye'de ABD ile İngiltere çekişmesi var;

2000'lerden sonra İngiltere, ABD elinden Ortadoğu'yu geri almak istiyor. Yeniden Britanya İmparatorluğu'nu kurma amacında.  Cetvelle çizdiği Ortadoğu sınırlarını, ABD'nin yeniden çizmeye kalkması canını sıktı.

"Çizilecekse, bunu ben yeniden çizerim" diyor. ABD'ye "hop!" diyor.

Biri Türkiye'de benim borum ötsün diyor, öteki, benim ötsün diyor.  "Bilal'e anlatır gibi" oldu ama Türkçe konuşmayı çok severim!

ABD ve İngiltere, Erdoğan'ın arkasından desteklerini çektiler. Davutoğlu'na ABD'nin bir kanadı destek verirken, Babacan ve Gül ikilisine ise İngiltere destek veriyor. Yani bunların "sabırları" veya "bugüne kadar susmaları", kendilerinden değil.

ABD, Davutoğlu'nu Erdoğan'ın tepesinde Demoklesin Kılıcı olarak tutuyor. İktidarda kalma uğruna vereceği yeni tavizlerin peşinde, yoksa, silmiş durumdalar.

AKP, ikiye ve hatta üçe bölünebilir. Yakında "arkadan hançerlemeler" devam edecek. Erdoğan, "ümmetini"  büyük ölçüde kaybedecek. Nakşiler ve nurcular başta olmak üzere, İngiltere menşeyli bazı "cemaat ve tarikatler", Babacan etrafında toplanacaktır. 

Türkiye'nin içerden nasıl bir kuşatma altında olduğu, bilmem anlaşılıyor mu? "Pensilvanya cemaati" zaten yollarını çok önceden, hükümet ile ayırmıştı. Şimdi sıra, diğerlerinde...

Allah'a mı, yoksa  İngiltere ve ABD'ye mi bağlılar, taktirlerinize bırakıyorum.

Sadece ülkemizde değil, tüm Müslüman ülkelerde İngiltere-ABD çekişmesi/çatışması söz konusu. Mısır'da Sisi, Mursi'yi yedi, resmen. İngiltere'ye, ABD sert bir ikaz yaptı. ABD, Sisi eliyle kelle aldı, anlayacağınız.

İnşallah kelle avcılığını, ülkemizde yapmazlar.

Babacan, İngiltere bursuyla okumuş bir insan. Irak'ın işgalinde, bu isimlerin rollerini iyi hatırlayın. "Irak'a ilk bomba atıldığında, kredi dilimi serbest bırakılacak" diyen adam. "Babacan gelecek para gelecek" diye umut edenler, para yerine bomba geleceği ihtimalini de gözardı etmesinler.

Mehmet Şimşek ismine dikkat edin. İngiltere vatandaşı, İngiltere'nin burslu çocuğu... 450 ton altınımızı bir gecede, İngiltere'ye indiren adamdır. 

Abdullah Gül, bence, "Kraliçe'nin Gül'ü" yakıştırmalarını fazlasıyla hak etmiş bir insandır. Yetiştiricisi Erbakan, "kimin Gül'ü!" sorusunu sormuştu, hatırlayın!

Erbakan'a ilk bayrak kaldıran Erdoğan değil, Gül'dü. Majesteleri'nin izni ve desteğiyle olduğundan hiç şüphem yoktur. Majesteleri'nin bu ülkede ne "gülleri" ve "canları" var, hayret edersiniz. "Efendi" ve "hazretleri" de var tabi!

Allah'ım, ne günlere kaldık!

Neyse!

Abdullah Gül, Türkiye'nin "Cumhurbaşkanı" ünvanını almış bir insan ama Kraliçe elinden İngiliz nişanı almıştı. Hem de, İstanbul Boğazı'na demir atmış, İngiliz savaş gemisinde... Bunu o zamanlar çok yazdık, Kraliçe'nin köşke gelmeyerek,  Gül'ü  savaş gemisinde kabulü, ne anlama geliyor diye.

Dünyada dengeler değişti, bölgede dengeler alt üst oldu ve Türkiye'de taşlar yerinde oynadı. İktidarda taş kalmadı. Olan taşlar da, başlarına düşecek. 

Hiç bir kardeşçe uyarıyı dikkate almadan, "durmak yok yola devam" diyenler için, yol bitti.

Bundan sonrası için yorum yapmayayım. Ancak ülkede, belirleyici olan ekonomidir. Elinde ekonomi reçetesi olanlar, ülke siyasetinde belirleyici olacaklar. İngiltere ve ABD, içimizdeki "çocukları" için, artık kredi desteği sağlamazlar.

Çünkü Türkiye'ye güvenmiyorlar. 1 trilyon dolar borcu olan Türkiye'ye halen borç vermek için akıllarını, peynir ekmekle yemiş olmaları lazım. Bazıları için kötü haber oalabilir ama İngiltere'nin de, "gülleri" solacak, "canları" çıkacak.

Bu kadar diyeyim!

Bundan böyle, bu topraklarda Türk'ün borusu ötecek!

 Evet işimiz zor. Bu ülke, açlığa mahkum olacak, doğru. Ama sonunda burnunu sürtüp, herkes adam olacak. Haydar Baş'a şaşı bakmanın, bedelini açlık çekerek ödeyecek. Bir ağabeyimizin ifadesiyle "millet Sevr'i görmeseydi, kurtuluş savaşı vermezdi."

Yusuf Karaca

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Sakaryalı11 Temmuz 2019, Perşembe - 22.28

Yazınız çok güzel Yusuf bey ilgiyle sonuna kadar okudum lakin sondaki iş aş haydar baş kısmını anlayamadım kalın sağlıcakla